Talim ve Terbiye Kurulu Başkanı Prof.Dr. İrfan Erdoğan, yeni sınav sistemiyle ilgili merak edilen her şeyi “hurriyet.com.tr”ye açıkladı.
Milli Eğitim Bakanlığı, eğitimde yeni arayışlarını sürdürüyor. Bazı haksız uygulamaların ortadan kaldırılmasını da gerçekleştiriyor. “Öğrencinin notu 10 üzerinden olsa ne, 100 üzerinde olsa ne fark eder” diyenler çıkacaktır ama işte not sisteminde yapılan bu değişiklik bile önemli haksızlıkların giderilmesinde büyük araç oluyor.
Günümüzde ortaöğrenim “formalite” haline getirilmiş durumda. Okulların yerini dershaneler aldı. Tüm bunlar yetmiyormuş gibi Ortaöğretim Kurumları Sınavı yani kısa adıyla OKS kademeli olarak kaldırıldı. Öğrenci genelde 8. sınıfta Anadolu liseleri, fen liseleri sınavı için dershaneye giderken, şimdi sistemde yapılan değişiklikle 6,7 ve 8’nci sınıflarda yapılacak merkezi sınavlar ve bunların ortaöğretime geçişte etkili olması nedeniyle öğrencinin 6 sınıftan itibaren dershaneye bağımlı hale getirileceği konuşuluyor.
Açıkçası dershane sahipleri de bu durumdan hayli
memnun. Ancak, yeni sınav sisteminin mimarı Talim ve
Terbiye Kurulu Başkanı Prof.Dr. İrfan Erdoğan hiç de
dershane sahipleri gibi düşünmüyor. O, ortaöğretim
kurumlarına girişte öğrencinin dershaneye gitmesine
gerek kalmayacağını üstüne basa basa vurguluyor.
Biliyoruz ki, bu sözler şu anda veliler açısından da çok
inandırıcı bulunmuyor. En iyisi bu konuyu enine boyuna
Talim ve Terbiye Kurulu Başkanı İrfan Erdoğan’a sormak.
İşte, Erdoğan’ın merak edilen konulara ilişkin
açıklamaları:
- Milli Eğitim Bakanlığı olarak yeni
ortaöğretime geçiş sistemi geliştirdiniz. Bu sisteme
çeşitli kesimlerden eleştiriler geliyor. Size
yansıyanlara bakarak yeni sistem nasıl algılandı?
- SBS veya yeni ortaöğretim geçiş sistemini,
konuyla doğrudan ilgiyle olanlar bizim açıklamalarımızı
duymasalar bile anladılar. Yalnız genel olarak bütün
kamuoyuna baktığımızda algılamanın ve yorumlamanın
kısmen eksik olduğunu söyleyebiliriz.
- Hangi açılardan eksiklikler var?
- En önemli yanlış algılama şu; eski ortaöğretime geçiş
sistemi sadece bir merkezi sınava dayanıyordu. Şu anda
kamuoyunda yanlış algılama çerçevesinde “bir merkezi
sınav kaldırıldı, üç sınav konuldu” şeklinde bir yorum
var. Bu kesinlikle doğru değil. Kaldırılan sınavla şu
anda 6, 7 ve 8. sınıf sonlarında uygulanacak olan sınav
taban tabana farklı. Kaldırılan sınav müfredat odaklı
değildi. Müfredatın dışında da bir takım üst düzey
beceriler gerektiren, hayat için, öğrenci için çok
gerekli olmayan nitelikleri de ölçmeye çalışan, belli
sayıda öğrenciyi Anadolu liselerine ve fen liselerine
yerleştirebilmek için sadece ve sadece eleme odaklı
yapılan bir sınavdı. Yeni ortaöğretime geçiş sistemi
çerçevesinde gerçekleştirilecek olan sınavların en temel
özelliği müfredat odaklı olması. Yani 6. sınıf sonunda
yapılacak sınavın sadece ve sadece 6. sınıfla ilgili
olması, aynı şekilde 7. sınıfta yapılacak olan sınavın 7
ile, 8. sınıf sonunda yapılan sınavın 8’le ilişkili
olması.
- Eski sistemde de sorular zaten müfredattan
sorulan sorulardı. Şimdi de müfredat diyorsunuz. Aradaki
fark ne?
- Öncelikle yeni uygulanacak olan sınav sorularının “zor
olması gerekir” gibi bir kaygıdan hareketle hazırlanmış
olması söz konusu değil. OKS çocuğun ilköğretimde almış
olduğu eğitimi ölçecek nitelikte olmaktan çok, daha
zorlaştırılmış belli sayıda öğrenciyi seçmeye yönelik
bir sınavdı. Bu yüzdende bu sınavın sonuçlarına göre
matematikteki, Türkçedeki başarı, fen bilgisindeki
başarı çok düşük çıkıyor ve böyle görülüyordu. Asla bu
sınav matematikteki, Türkçe’deki, fendeki, sosyal
bilgilerdeki başarıyı ölçen bir sınav değildi. Buna
dayalı olarak yapılan yorumda kesinlikle yanlıştı. Şimdi
yeni yapılacak olan sınavlarda müfredat neyse o
çerçevede karşımıza bir soru yelpazesi çıkacak.
Dolayısıyla soruların zorluğu, kolaylığı gibi her hangi
bir endişe yer almayacak.
- Sıralama sınavı olmadığını söylüyorsunuz
ama şöyle bir bakış açısı var: SBS’ler sonucu hesaplanan
puanlarla öğrenciler yerleştirilecekler. Dolayısıyla üç
yılın sonunda öğrenci bir sıralamaya tabi olacak…
- Elde edilecek sonuç yine bir sıralamaya yol açacak bir
veri sunmuş olacak, ancak bu sefer sadece bir sınavla
elde edilen tek sonuçla karşı karşıya değiliz. Üç yıl
boyunca farklı zamanlarda yapılan sınav ayrıca okulda
elde edilen başarı ve davranış puanı gibi birçok unsurun
toplamından oluşan bir sonuç önümüze çıkacak. Buna
dayalı tabi ki yine sıralama söz konusu olabilir ama bu
sıralamanın temeli daha zengin, unsurları daha farklı
olacak.
- Velilerin korkmasına gerek yok diyorsunuz...
- Evet. Şimdiye kadar ki yapılan sınavlarda velilerin
okulun dışında başka becerileri, başka teknikleri
kazanma konusunda bir telaşı vardı. Öğrenci fen bilgisi,
matematikle ilgilendiği kadar sınav tekniğiyle de
ilgileniyordu. Çok kısa sürede bir takım teknikleri
kavrayıp, soruyu doğru bir şekilde cevaplama, hızlı soru
çözme gibi bir takım okulun dışında kazanılan tekniklere
yöneldiler.
- Bunun içinde ek desteklere ihtiyaç
hissediyordu ve dershanelere gidiyordu?
- Şu anda ise öğrencinin sadece ve sadece okulunda
aldığı derslere yönelmesi, okulun dışındaki kurumlara
yönelirse de okuldaki eğitimi destekleyecek nitelikte
yönelmesi söz konusu. Öğrencinin artık durumu doğru
algılayıp, eğitim-öğretim özünü oluşturan temellerin
dışına çok fazla kaymasına ihtiyaç kalmayacak.
- Sınav sistemleri oluşturulurken hep şu
tartışma ortaya çıkar; yeni sistem dershanelere giden
öğrenci sayısını arttıracak mı veya azaltacak mı?
Genelde sınav sistemini oluşturanlar bunu azaltacağı
yönünde görüş bildiriler. Ama pratikte arttığını
görürüz. Burada da dershanelere giden öğrenci sayısının
4., 5. sınıflara kadar düştüğü dile getiriliyor. Bunu
nasıl değerlendiriyorsunuz? Beklediğiniz bir şey miydi?
Değişebileceğine inanıyor musunuz?
- Son 10-15 yıl içinde Türk eğitim sisteminde
dershanelere ileri ölçüde bağımlılık oluştu. Bu yıl
öğrencilerin dershaneye yönelmesi doğal. Yılların
getirdiği alışkanlığın bir sonucudur. Ancak bu yıldan
itibaren yeni sistemi öğrencinin, velinin, öğretmenin
doğru bir şekilde algılaması söz konusu olduktan sonra
önümüzdeki yıldan itibaren dershaneye olan yönelmenin
hızla düşmesini bekliyoruz. Bu yıl yapacağınız
değişiklik ne olursa olsun söz konusu olan sınavsa buna
dayalı bir şeklide dershaneye yani okul dışı kurumlara
yönelmenin olacağa beklenmekteydi. Bundan sonraki
yıllarda bu yönelme kesin ve kesin azalacak diye
bekliyoruz.
- Diploma notunun etkisi konusunda bir tartışma
var. Diploma notunun bazı öğrencilere daha yüksek
puanlar getirdiğini, yüksek puanı olan öğrencilere ise
daha az etkide bırakarak arada eşitsizlik yaratıldığı
şeklinde eleştiriler var. Bu ne derece doğru olan bir
yaklaşım?
- Öğretmenlerin yaptığı değerlendirmeyle ilgili
yapılan eleştirilerin, yapıldığı ölçüde problem
olacağını beklemiyoruz. Daha önceden süper liselere
geçişte öğrencilerin elde ettiği puanlara göreydi. O
zaman da birçok araştırma şunu ortaya koydu;
öğretmenlerimizin, okullarımızın yaptığı değerlendirme
kamuoyunda korkulduğu ölçüde problem olacak bir durumda
değil. Şimdi de okullarımız öğretmenlerimiz en adaletli,
en doğru değerlendirmeyi yapacaklardır. Çok istisnai
durumlarda yani SBS sonuçları ile çelişen, çok problemli
değerlendirmelerde bir takım istatistiki tetkiklerle
ortaya konabilir ve onlara yönelikte çok sert tedbirler
rahatlıkla alınabilir. Okullarda yapılan
değerlendirmelerdeki keyfiyeti azaltma yönünde Talim
Terbiye Kurulu’ndan geçen yönetmeliklerde birçok adımlar
attık, birçok çözümler geliştirdik.
- Ne tür çözümler?
- Okullarda yapılacak olan ortak sınavlar,
değerlendirmenin yüzlük puan sistemi üzerinden
yapılması, her bir sınavda sorulacak soruların dengeli
bir şekilde dağılımına yön veren değişiklikler okullarda
yapılan değerlendirmenin olabildiğine objektif ve nesnel
olarak yapılmasını sağlamış olacak. Dolayısıyla
önümüzdeki yıllarda bu yeni sistemin harekete geçirme
noktasında atmış olduğumuz adımlarla aslında daha doğru,
daha nesnel bir değerlendirme yapılabilmesinin temelleri
atılmış olacak.
- Sonuçta bunu bu yıl uygulayacaksınız. Ama
bundan önce size veri olabilecek bir çalışmanız olacak
mı?
- Aralık ayında 150 civarında okulda bu sınavın pilot
uygulaması yapıldı. Bu pilot uygulama sonucunda tabiki
bazı veriler bizim bazı problemlere yönelik tedbir
almamız konusunda bir ışık tutmuş olacak.
- Oradan çıkan sonuçlara göre bazı
değişiklikler yapma gibi şeyler olabilecek mi?
- Oradan çıkacak sonuçlar aslında topluma ve kamuoyuna
sakin olmaları konusunda, rahat olmaları konusunda bir
güven telkin edecek diye bekliyoruz. Sınavların nasıl
olacağı, sınavların olumlu yönden getirecekleri şimdiden
belli aslında. Pilot uygulamayla kamuoyunu ikna etmiş
olacağız. Pilot uygulamanın sonuçları ile eğitimle iç
içe olan kamuoyuna açıklayacağız. En azından sürekli
söylediğimiz soruların zor olması gibi bir zorunluluk
olmadığı için, makul sorularla karşılaşmanın öğrenciye
güven vereceği bu doğrultuda öğrencinin okuluna
yöneleceği, dersini önemseyeceği konusundaki
öngörülerimiz bu pilot uygulamayla birlikte çok açık bir
şekilde ortaya çıkmış olacak. Bu da veliler için,
öğrenciler için önemli bir ipucu sağlamış olacak.
- Yeni sistemin vizyonu ne olacak?
- Yeni sistemin iki temel vizyonu var. Bir ortaöğretime
öğrenci yerleştirmede sağlam ve güvenilir bir veri elde
edebilmek. İkinci ve daha önemlisi ilköğretimde
gerçekleştirilen eğitim ve öğretimin masaya
yatırılmasını sağlamak. Bu her iki amaçta eğitim
sistemini hareketlendirme anlamında çok önemli bir
işleve sahip olacak. Aslında ortaöğretime geçiş söz
konusu olduğu zaman belki daha ileriki yıllarda atılması
gereken en ideal adım ortaöğretim kurumlarının tamamına
yerleştirmeyi yeni sistemle elde edilecek verilere
dayandırarak yapmak olacak. Eğer mevcut Anadolu lisesi,
fen lisesi sayısını bu şekilde korumaya devam edersek
bilhassa ortaöğretimde yaşanan bazı problemler ve
ilköğretimde hiç olmaması gereken telaş, stres, tamamen
ortadan kalkmamış olacak. Ortaöğretim kurumlarına
girişte sadece belirli ortaöğretim kurumları için
Anadolu liseleri ve fen liseleri için bir sistem
geliştirme yerine geliştirilen sistemin bütün
ortaöğretim kurumlarına öğrenci seçmeye yönelik hale
getirdiğiniz zaman gerçekten hem ilköğretimde hem
ortaöğretimde birçok problemi çözmüş olacağız.
Burada öz gidişata herhangi bir şekilde zarar vermeden
ve risk almadan değiştirilmeye çalışıldı. Dolayısıyla
sistemi kökten değiştirmeye yönelik bir hedef var ama
mevcut gidişatı biçimsel yönden değiştirmeye yönelik bir
adım var. Bu sistemin en önemli getireceği katkı eğitim
sistemini hesap verilebilir hale getirmesi olacak.
Eğitim sisteminin hesap verebilirlik mekanizması çok
zayıf. Bu sistemle birlikte aslında sistem kendi kendini
mercek altına almış olacak. Şu ana kadar ilköğretim ile
ilgili asla sağlam bir fikir ileri sürebileceğimiz veri
yoktu. İlköğretimdeki eğitimin kalitesini ortaya
koyabilecek bir mekanizma yoktu. Sadece ve sadece
okullarda yapılan değerlendirmelerden hareketle bütün
Türkiye’deki ilköğretim okulları için, ilköğretimde
okutulan dersler için genel bir öngörü yapabilmekteydik.
Bazı uluslararası araştırmalara mahkumiyetimiz de bundan
kaynaklanmaktaydı. Yeni sistemle birlikte en azından
ilköğretimdeki müfredatın gidişatı hakkında önemli bir
veri üretmiş olacağız. Bu katkı dahi sistemin ne kadar
önemli ne kadar Türkiye için gerekli olduğunu ortaya
koyacak ve sistem bir anlamda hesap verebilirlik
mekanizmasını üretmiş olacak.
Yeni sistemle birlikte sistem kendisini test edecek bir
mekanizma yaratmış oluyor. Bu sayede müfredatlar tekrar
masaya yatırılabilir, bu sayede belki de hiç
bilmediğimiz bir sınıfta örneğin 7. sınıftaki
matematikte önemli bir problem varsa o ortaya çıkacak
ilk defa. Ortaya çıkacak sorunlar çerçevesinde yeni
çalışmalara ışık tutacak bir altyapı oluşmuş olacak.
Yani sistemin kendi kendini kontrol edebilmesi önemli
bir şey. Bir diğeri de hesap verebilirlik mekanizmasının
hep zayıf olduğumuzu iddia ediyoruz eğitim sisteminde.
Bu yeni sistemle birlikte öğretmen, ders, okul hesap
verebilirlik açısından daha zorlayıcı bir süreç
içerisine girmiş olacak. Daha önceden bir okulun OKS de
başarı elde etme konusunda sorumluluğu üstlenmesi, bir
kaygısı yoktu. Çünkü OKS de başarıyı elde etmek okul
dışı kurumların sırtına yüklenmişti. Öğretmenin de böyle
bir kaygısı, okulunda böyle bir endişesi yoktu. Şimdi
yeni sistem oturmaya başlar başlamaz, okulun bu
sınavlarının bütününde elde edeceği başarı bir şeklide
sorgulanacak ve sorumluluk daha çok okul düzeyinde, ders
düzeyinde, öğretmen düzeyinde ele alınmış olacak.
Bir diğer nokta ise Milli eğitimde son yıllarda birçok
değişiklik yapıldı. Bu değişikliklerin çoğu nicel
düzeyde oldu; okul sayısının artması, öğretmen sayısının
artması, bilişim altyapısının zenginleşmesi gibi. Bu
değişiklik sistemin geleceğini felsefi anlamda
etkileyecek düzeyde. Değişikliğe dayalı olarak bazı
öngörüleri rahatlıkla söyleyebilirsiniz. Örneğin
derslerin önem kazanacağını rahatlıkla şimdiden
söylemeniz mümkün. Öğretmenin verdiği derse her hangi
bir talimata, genelgeye gerek kalmaksızın daha fazla
önem vereceğini şimdiden söyleyebilirsiniz. Bunlar
havada kalacak, gerçekleşip, gerçekleşmeyeceğinden emin
olmayacağınız tahminler değil. Bunlar kesin
gerçekleşecek durumlar. Ancak eğitim sisteminde
girişilen başka değişiklikler, başka iyileştirme
çabalarına baktığınızda örneğin okul sayılarının artması
ile ilgili olarak “okul sayıları arttı öğrencilerin
okullarındaki eğitim ve öğretim alma durumu
rahatlatıldı” diyebilirsiniz ama eğitimin kalitesine
yönelik köklü bir tahmin yürütmeniz zor. Aynı şeklide
bilişim altyapısının artmasıyla ilgi olarak da eğitimin
kalitesiyle ilgili bariz bir öngörüde bulunmak zor.
Ancak yeni durum ile birlikte sistemin geleceğine
yönelik çok açık ve net bazı öngörülerde bulunmanız
mümkün olabilir. Dolayısıyla bu değişikliği şimdiye
kadar girişilen diğer değişikler içerisinde özel bir
yere koymak gerekir ve değişikliğin bir ruhu olduğunu,
felsefesini olduğunu ifade etmek gerekir.
- Yabancı dil sorularıyla ilgili de bazı
rahatsızlıklar var. Bunun için bir arayışınız var mı?
- Velilerin kafasını karıştıran noktalardan bir tanesi
de yabancı dilden soru sorulacak olması. Yabancı dilin
Türkiye’deki durumunu göz önünde bulundurduğunuzda nasıl
bir etki bekliyorsunuz? Bu eşitsizlik yaratıyor mu, bu
tip bir eleştiri de var…
Yeni sistemin en çarpıcı en üstün yönlerinden birisi bu:
Yabancı dilden soruların yeni sistem çerçevesinde
sorulacak sorular arasında yer alması. Şimdiye kadar
yabancı dilden OKS sınavlarında soru olmadığı için
yabancı dil ihmal edilen bir alandı, önemsenen bir alan
değildi. Ancak bu yeni sistemle birlikte yabancı dile
olan ilginin artmasını bekliyoruz. Yabancı dille ilgili
yeterli eğitimin verilip, verilmediği konusunda ileri
sürülen tezlerin mantığı pek doğru değil. Eğer bu tezi
ilerletecek olursak, aynı durumun matematik için, Türkçe
için de söz konusu olduğunu söyleyebiliriz. Sonuçta
matematikte de soru sorulmaması gerekir şeklinde bir
sonuca ulaşırız ki bu asla doğru değildir. Yabancı dil
bu aşamadan sonra öğretmenin üzerinde durduğu,
öğrencinin de iyi yabancı dil öğrenmek için talep ettiği
bir alan haline gelecek diye bekliyoruz. Kaldı ki
Türkiye’nin her yerinde yabancı dille ilgili ayrılan
saat boş geçmiyor. Yabancı dil için belirli bir emek
enerji harcanıyor.
- Kamuoyundaki sıkıntı size pek yansımıyor
galiba. Bu sorular çok mu basit olacak, çok mu az
olacak?
- Basit olacak demektense zor olması konusunda bir
zorlama olmayacak. Ne ise o verilecek, ne ise o test
edilecek. Yabancı dilde de her hangi bir eleme odaklı
amacınız olmadığı zaman yabancı dille ilgili her bir
sınıf düzeyinde kazandırılmaya çalışılan birikim
paralelinde bir sınav yaptığınızda bu sınavın çok
korkulacak bir sınav olmadığını görebilirsiniz.
- Özel okullarda aynı sorulardan girecek,
devlet okulları da aynı sorulardan girecek. Halbuki bir
tarafta yabancı dille eğitim yapan okullar var, bir
tarafta ise yabancı dilin çok az olduğu okular var. Bu
eşitsizlik değil midir?
- Eğer böyle bir eşitsizlik problemi varsa bu az önce
söylediğim gibi bütün alanlarda geçerlidir. Kaldı ki
yabancı dilde de başarıyı yakalamış olan devlet okulu
mevcuttur. Bu uygulamadan sonrada yabancı dilde özel
okulları geçebilecek başarıyı elde edebilecek çok sayıda
okulun ortaya çıkabileceğini bekleyebiliriz. Çünkü bu
çerçeveyi ortaya koyduktan sonra yabancı dil baş
edilemeyecek bir ders olmaktan çıkacak. Belki bu
motivasyonu ortaöğretime yerleştirme konusunda
geliştirmiş olduğumuz sağlam sistem bir tarafa, yabancı
dil eğitimini de çok önemli oranda katkı sağlamış
olacağız.
- Genelde eğitim sistemimizde köktenci bir
yaklaşım sergileniyor. Yani bir sistem getiriliyor o
sistem köktenci bir şekilde kaldırılıyor, yerine yeni
bir sistem getiriliyor. Yeni sistemin bu akıbete maruz
kalmayacağını düşünüyor musunuz?
Bu sistem geliştirilirken bu konuya özellikle dikkat
edildi. Eğer mevcut OKS tamamen kaldırılmış olsaydı,
yerine bir şey ikame edilmeseydi bu problem ortaya
çıkacaktı. Sınava bu denli alışkanlık ortaya çıkmışken,
sınavı tamamen kaldırma yerine sınavın biçimini
değiştirerek bir yol izlenmeye çalışıldı.
Öğretmenlerimizin sistemin unsurlarından birisini
oluşturan okul başarısını dikkate alarak yapmış
oldukları ölçme değerlendirme çalışmalarını çok sağlıklı
bir şekilde gerçekleştirmeleri önem taşımaktadır.
Öğretmenlere bu konuda önemli bir rol ve hassasiyet
düşmektedir. Eğitimle ilgilenen kamuoyunun da okul dışı
kurumlarla ilgili daha sakin daha pedagojik bir temele
dayalı bir şekilde düşünmesi gerekir. Bundan sonra
rahatlıkla şunu söyleyebiliriz ki; Türk eğitim
sisteminin bir belirleyici gerçeği haline gelmiş olan
dershaneler o mevcut yapılarını dikkate aldığımızda
artık kapandılar. Dershaneler yine devam ediyor ama
dershanelerin devam eden yeni yapısı eski yapıdan çok
farklı. Dershane şu saatten sonra ancak ve ancak okulu
destekleyen kurum haline gelebilir. Başka türlü
hayatiyetini devam ettiremez. Türk eğitim sisteminde
belirleyici unsur bir sonraki eğitim kademesine geçiş
için okuldur. Bu gerçeğin bilinmesinde fayda var.
Yeni ortaöğretime geçiş sistemi şuana kadar
gerçekleştirilen eğitim reformlarıyla, başka
girişimlerle karşılaştırılırsa ayakları yere basan,
somut sonuçlarını alabileceğimiz ve sistemde gerçek
anlamda bir dönüşüm yaratabilecek nitelikte bir değişim
projesi. Bu değişim projesini eğitim sistemini
anlatırken okul sayılarının arttırılması, dersliklerin
arttırılması, teknolojik altyapının zenginleştirilmesini
takdim ettiğimiz havada takdim etmemek gerekir. Yeni
ortaöğretime geçiş sistemi ruhu olan, felsefesi olan bir
değişim projesidir. Dolayısıyla yeni sistem
anlatılırken, yeni sistem kamuoyuna tanıtılırken o
ruhunu anlatacak şekilde gerekli paylaşımların yapılması
gerekir. Kamuoyunun da şimdiye kadar girişilen yapılmaya
çalışılan birçok değişim, eğitimde yenilik, yenileşme
çabaları içerisinde bunu gerçekten farklı bir yere
oturtmaları, farklı bir şekilde algılamaları gerekir.
Bunu tavsiye ediyoruz. Eğer herhangi bir aksilik olmazsa
Türk eğitim sistemini, son 15-20 yıl içerisinde yaşadığı
problemlerden sonra daha iyi bir yönelmeye taşıyabilecek
en somut, en ayağı yere basan bir değişim girişimi
olarak görmek mümkün olacaktır.
Talim ve Terbiye Kurulu Başkanı İrfan Erdoğan’ın
açıklamaları böyle. Uygulamayı gördükçe bunların
ölçüsünü de anlayacağız…